*Ayrılma Akçesinin Tazmini *Birleşmeye Katılan Şirketler *Birleşme Sözleşmesi Dava Ehliyeti

T.C.
YARGITAY
Onbirinci Hukuk Dairesi

E: 2023/6190
K: 2025/960
T: 17.02.2025

  • Ayrılma Akçesinin Tazmini
  • Birleşmeye Katılan Şirketler
  • Birleşme Sözleşmesi Dava Ehliyeti

Özet: Birleşmeye katılan şirketler ibaresi hem devrolan hem de devir alan şirketleri ifade etmek için kullanılmakla birleşme sözleşmesi uyarınca ayrılma akçesi tazmini istemine ilişkin davada devralan şirketin ortağı olan davacılara da ayrılma akçesi verilmek suretiyle davalı şirketten çıkarılabilecekleri ve dava açma hakkının olduğu kabul edilerek mahkemece davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiği gözetilmelidir.

(6102 s. TTK m. 141, 191)

TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGITAY İLÂMI

Bölge Adliye Mahkemesi Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.01.2025 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat H.B. ile davalı vekilleri Avukat İ.D.U. ve Avukat M.R.T. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

KARAR

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı şirketin ortakları olduğunu, sermaye artırımları ile küçük ortakların payının azaltıldığını, şirketin %64,34 hissesi dava dışı … Endüstri Ür. A.Ş.’ye ait olup şirketin aile şirketi haline geldiğini, bünyesindeki küçük ve yabancı ortakları ayırmak isteyen davalı şirketin 02.11.2016 tarihinde dava dışı … Savunma San. A.Ş.’nin kurulmasını sağladığını, anılan şirketin tek ortağının … Endüstri Ür. A.Ş. olduğunu, … A.Ş.’nin kurulmasından 1 yıl dahi geçmeden davalı şirketle 14.08.2017 tarihinde birleşme sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 25.08.2017 tarihli genel kurulda onaylandığını, 05.09.2017 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlandığını, birleşme sözleşmesinin 6.2 maddesi uyarınca müvekkilleri ve diğer küçük ortaklara ayrılma akçesi ödenerek çıkarılmalarına karar verildiğini, ayrılma akçesinin ödenmesi için ortaklardan hesap numarası istenildiğini, aksi halde mahkemeden tevdi mahalli tayin ettirileceğinin bildirildiğini, ayrılma akçesinin 31.03.2017 tarihli bilanço esas alınarak tespit edildiğini, anılan bilançonun gerçek değeri yansıtmadığını, davalı şirketin dava dışı şirketler nezdindeki ortaklıklarının da gözetilmesi gerektiğini ileri sürerek ayrılma akçesi bedeline itiraz etmekle birlikte 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 107. maddesi uyarınca artırım yapma hakları saklı kalmak kaydıyla her bir davacı için şimdilik 2.500,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, 31.10.2022 tarihli bedel artırım dilekçesi ile talep miktarını artırmış davacı Osman için 231.244,72 TL, diğer davacıların her biri için 116.237,95 TL denkleştirme akçesine hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; denkleştirme akçesi talepli işbu davanın açılabilmesi için, birleşme ile ortaklıktan çıkarılan kişilerin, birleşmenin görüşüldüğü genel kurula katılıp karara muhalif kalmaları ve muhalefetlerini tutanağa geçirtmeleri gerektiğini, davacıların birleşmenin görüşüldüğü genel kurula katılmadıklarını, davanın özel dava şartı sebebiyle reddi gerektiğini, davacıların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 141/2 hükmüne uygun olarak ve birleşme kararında öngörülen zorunlu ayrılma akçelerinin Samsun Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/831 D. İş sayılı dosyası üzerinden belirlenen bankaya tevdi edilerek ortaklıktan çıkarıldıklarını, davacıların iddialarının aksine anılan TTK’nın 597 ve 641. maddelerinin somut olayda uygulanabilir olmadığını ve hesaplamanın 141/1 hükmüne uygun olarak yapılması gerektiğini, zorunlu ayrılma akçelerinin hesaplanmasında 31.03.2017 tarihli bilançonun esas alınmasında bir engel bulunmadığını, bilanço tarihi ile birleşme sözleşme tarihi (14.08.2017) arasında 6102 sayılı TTK’nın 144. maddesinde öngörülen 6 aydan az süre olduğunu, davalı şirketin bağımsız denetime tabi olması karşısında bilançonun gerçeği yansıtmadığı iddiasının dinlenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tek ortağı aynı zamanda davalı şirkette %64,39 hisseye sahip … Endüstri Ürünleri San. ve Tic. A.Ş. olan … A.Ş. ile davacıların pay sahibi oldukları davalı şirketin birleştiği, birleşme esnasında davacıların, zorunlu ayrılma akçesi verilerek şirketten çıkarıldığı, birleşmede TTK’nın 141/2 hükmünün öngördüğü tipikliğe aykırı bir durumun cereyan ettiği, devrolunan değil, devralan şirket ortaklarının ayrılma akçesi almaya zorlanıp şirketten çıkarıldığı, genel kurulun bu yöndeki kararı, pay sahibinin kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarının ortadan kaldırılması sonucunu doğurduğundan ve kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğundan mutlak butlanla malul olduğu, davacıların, devralan şirket pay sahibi olmalarına rağmen, TTK’nin 141/2 hükmünün kendileri için de uygulanabileceğini ve genel kurulun çıkarma kararına karşı başvurabilecekleri başka bir hukuki yol bulunmadığını düşünerek, denkleştirme talepli işbu davayı açtığı, anılan TTK’nın 191. maddesine dayalı olarak denkleştirme akçesinin saptanmasını talep ettikleri, davacıların isteminin, genel kurulun ortaklıktan çıkarma kararının hukuki olduğu düşüncesine dayandığı, oysa belirtildiği üzere genel kurulun bu yöndeki kararının butlanla malül olup baştan itibaren geçersiz olan bir genel kurul kararından yola çıkılarak hak talebinde bulunulmasına ve dava açılmasına olanak bulunmadığı, davacıların yargılama sürecinde mutlak butlanla malul olduğu kabul edilen ortaklıktan çıkarılma hakkındaki genel kurul kararının dürüstlük kuralı uyarınca geçerli hale gelmesi sonucunu doğuracak bir davranışlarının da olmadığı, işbu davayı, birleşme kararının 13.09.2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilanından 1 ay kadar sonra 17.10.2017 tarihinde açtıkları ve hukuka aykırılığı farklı bir düşünceyle de olsa ileri sürdükleri, davacılar, sadece denkleştirme akçesi talep etmiş olup, butlan yönünde karar verilmesi isteminde bulunmuş değiller ise de butlanla malul kararların baştan itibaren hükümsüz olduğu ve sonradan geçerlilik kazanma olanaklarının bulunmadığı, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi ve hükümsüz oldukları yönünde resen tespit yapılması gerektiği, davalı şirkette pay sahibi olan davacıların, ortaklıktan çıkarılmaları hakkındaki genel kurul kararının hükümsüz olduğu ve davacıların halen davalı şirkette pay sahibi olmaları gerektiği yargısına varıldığı, davacıların denkleştirme talepli işbu davayı aktif husumet ehliyetleri bulunmadığından açamayacakları, davacılar, genel kurulun ortaklıktan çıkarılmaya ilişkin kararına karşı itirazlarını İlk defa işbu dava ile ileri sürmüş olup davanın, denkleştirme akçesinin saptanması talebine (TTK’nın 191. maddesi) hasredildiği, bu yöndeki davada tek şartın, davanın birleşme kararının Ticaret Sicil Gazetesi’nde illanından sonraki 2 ay içinde açılmış olması gerektiği, davacılar, birleşmenin iptali (anılan TTK’nın 192. maddesi) hakkında talepte bulunmadığından TTK’nın 192. maddesinde öngörülen özel dava şartlarının varlığının bu davada aranmayacağı, davalı vekilinin, bu yöne İlişkin dava şartı itirazının yerinde görülmediği, hükümsüzlük yönünde tespit talebinde bulunulmadığı gözetilip, talepten fazlaya hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ayrılma akçesinin seçim hakkı tanınması şeklinde düzenlenmesi halinde (TTK’nın 141/1 hükmü), devrolunan şirket pay sahibinin ya devralan şirket paylarını iktisap edeceği ya da payların gerçek değerine denk gelen ayrılma akçesini alarak şirketten ayrılacağı, birleşme sözleşmesinde sadece ayrılma akçesinin ödenmesinin öngörüldüğü hallerde ise (anılan TTK’nın 141/2 hükmü) devrolunan şirket pay sahibinin önünde, ayrılma akçesini alarak şirketten ayrılma dışında başkaca bir seçeneğin bulunmadığı, zorunlu ayrılma akçesinin öngörüldüğü bu tür birleşmelerde, pay sahibinin birleşme sözleşmesini gerekli nisapla onaylayan genel kurulun bu yöndeki kararına itiraz olanağı bulunmadığı (TTK’nın 141/2 hükmünün gerekçesi), pay sahibinin, böyle bir durumda sadece ayrılma akçesinin uygun belirlenmediği itirazında bulunabileceği ve birleşme kararının Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilanından itibaren 2 ay içinde mahkemeden uygun bir denkleştirme akçesi belirlenmesini isteyebileceği, TTK’nın 141. maddesinin gerekçesinde geçen “devredilen şirket ortaklarını zorla devralan şirkette tutmak doğru değildir.” ve “…devredilen şirketten ayrılması hakkını ona vermektedir.” ifadelerinin ayrılma akçesinin, birleşmeye muhalif kalan devreden şirket ortakları için ön görülebileceğini gösterdiği, anılan TTK’nın 151/5 hükmünde ayrılma akçesini öngören birleşme sözleşmesinin, devreden şirket ortaklarınca onaylanmasının gerekli olduğu ifade edilmiş olduğundan söz konusu TTK’nın 141. maddesi ve 151/5 hükmü ile her iki maddenin ilgili fıkralarının gerekçelerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde birleşme işleminde ayrılma akçesi verilmesi suretiyle zorunlu olarak ortaklıktan çıkarma müessesinin devreden şirket pay sahiplerine tanınmış bir hak olduğu, devralan şirkette ise bu yönde bir işlem yapılamayacağı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, birleşme sözleşmesi uyarınca ayrılma akçesinin tazmini istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve davacı vekilinin iddia ettiği hakimin reddi sebeplerinin somut dosyada bulunmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nin 353/1-b (1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davalı vekilinin “hakimin reddine ilişkin” temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2- Davalı vekilinin, davacıların dava açma ehliyetine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere davacılar, davalı şirketin ortağıdırlar. Davalı şirket (devralan) ile dava dışı … Savunma San. A.Ş (devrolan) arasında 14.08.2017 tarihinde birleşme sözleşmesi imzalanmıştır. Birleşme sözleşmesi, davalı şirketin 25.08.2017 tarihli genel kurulunda onaylanmış ve 05.09.2017 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayınlanmıştır. Birleşme sözleşmesinin 6.2 maddesinde “…TTK’nın 141. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, aşağıda belirlenmiş olan Devralan Şirket ortakları, toplam 1.060.644,81 TL’lik ayrılma akçesinin verilmesi karşılığında Devralan Şirket ortaklığından çıkartılacaklardır. Söz konusu ayrılma akçesi … Savunma San. Tic. A.Ş.’nin 31.03.2017 tarihli bilançosu baz alınarak belirlenmiş olan ve YMM…sayılı yeminli mali müşavirlik raporunda tevsik edilmiş olan öz kaynaklar toplamı 18.897.493,31 TL üzerinden birleşme öncesi payları oranında hesaplanmıştır. Devralan Şirket’teki paylarının gerçek değerine denk gelen ayrılma akçesi, her bir pay sahibi için aşağıda belirtilen tutarlarda ödenecektir….” hükmü düzenlenmiştir.

Davacılar, davalı şirketin sermaye artırımları ile küçük ortakların paylarının erimesine sebep olunduğunu, davalı şirketin büyük ortağı … Endüstri Ür. A.Ş.’nin, 02.11.2016 tarihinde dava dışı … Savunma San. A.Ş.’nin kurulmasını sağladığını, anılan şirketin tek ortağının Endüstri Ür. A.Ş. olduğunu, … A.Ş.’nin kurulmasından 1 yıl dahi geçmeden davalı şirketle birleşme sözleşmesi imzalandığını, birleşme sözleşmesinde öngörülen ayrılma akçesinin 31.03.2017 tarihli bilanço esas alınarak tespit edildiğini, anılan bilançonun gerçek değeri yansıtmadığını, davalı şirketin dava dışı şirketler nezdindeki ortaklıklarının da gözetilmesi gerektiğini ileri sürerek ayrılma akçesi bedeline itiraz ederek ayrılma akçesi talebinde bulunmuşlardır.

TTK’nın “Ayrılma akçesi” kenar başlıklı 141. maddesinde “…. (1) Birleşmeye katılan şirketler, birleşme sözleşmesinde, ortaklara, devralan şirkette, pay ve ortaklık haklarının iktisabı ile iktisap olunacak şirket paylarının gerçek değerine denk gelen bir ayrılma akçesi arasında seçim yapma hakkı tanıyabilirler. (2) Birleşmeye katılan şirketler birleşme sözleşmesinde, sadece ayrılma akçesinin verilmesini öngörebilirler….” hükmü düzenlenmiştir.

Yine TTK’nın 191/1 hükmünde ise “…Birleşmede, bölünmede ve tür değiştirmede ortaklık paylarının ve ortaklık haklarının gereğince korunmamış veya ayrılma karşılığının uygun belirlenmemiş olması hâlinde, her ortak, birleşme, bölünme veya tür değiştirme kararının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından itibaren iki ay içinde, söz konusu işlemlere katılan şirketlerden birinin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, uygun bir denkleştirme akçesinin saptanmasını isteyebilir. Denkleştirme akçesinin belirlenmesinde 140 inci maddenin ikinci fıkrası uygulanmaz….” denilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, şirket birleşmelerinde ayrılma akçesi verilerek ortaklıktan çıkarılacak pay sahibinin hangi şirket pay sahibi olduğu konusunda TTK’nın 141. maddesinde açıklık bulunmadığı, ancak ikinci fıkranın gerekçesinde, “…bu hükmün özelliğinin, ortağın şirketten çıkarılması olanağını devredilen şirkete sağlamış olmasıdır…” şeklinde bir gerekçeye yer verilmiş olup, buradan, çıkarılmanın devrolunan şirket ortakları bakımından hüküm ifade edeceği sonucuna ulaşılacağı ayrıca TTK’nın 151/5 hükmünde “birleşme sözleşmesinin bir ayrılma akçesini öngörmesi durumunda bunun, devreden şirketin sermaye şirketi olması halinde şirkette mevcut oy haklarının yüzde doksanının olumlu oylarıyla onaylanmasının şart olduğu” düzenlenmiş olup burada, devreden şirketin onayından bahsedilmesinin, ayrılma akçesinin devrolunan şirket ortakları için öngörüldüğünün göstergesi olduğu, ayrılma akçesinin, sadece devrolunan ortaklığın ortakları bakımından söz konusu olan bir birleşme kurumu olarak düzenlendiği, devralan şirket ortaklarının, birleşme sözleşmesinde, ihtiyari veya zorunlu ayrılma akçesi verilerek ortaklıktan çıkarılmalarına hukuken olanak bulunmadığı yargısına ulaşıldığı kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince de davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de TTK’nın 141. maddesindeki düzenleme açık olup m. 141 hükümleri anılan Kanun’un 191/1 hükmü ile birlikte değerlendirildiğinde devrolunan, bölünen, devralan, tür değiştiren tüm şirket ortaklarının bu davayı açma hakkının olduğunun kabulü gerekir. Devralan şirkette, birleşmeye razı olmayan (kar payı alacaklarının olumsuz etkilenmesi, borca batık bir şirketin devralınması gibi sair gerekçelerle) ortaklara da paylarına uygun değerde ayrılma akçesi verilerek şirketten ayrılma hakkının tanındığı açıktır. TTK’nın 141. maddesinde yer alan “birleşmeye katılan şirketler” ibaresi de Kanun koyucunun iradesinin devralan şirket ortaklarına da ayrılma akçesi hakkı tanındığı yönünde olduğunu göstermektedir. Zira birleşmeye katılan şirketler ibaresi hem devrolan hem de devir alan şirketleri ifade etmek için kullanılmıştır.

Tüm bu açıklamalar ışığında Mahkemece, devralan şirketin ortağı olan davacılara da ayrılma akçesi verilmek suretiyle davalı şirketten çıkarılabilecekleri kabul edilerek ve somut dosyada davacılar tarafından dava konusu yapılan hususun da ayrılma akçesinin miktarı olduğu gözetilerek uyuşmazlığın esası incelenmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda (1) num… bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin hakimin reddi sebeplerine ilişkin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) num…ı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir