2 Ekim 2026 tarihli ve 33388 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 21/4/2026 karar tarihli ve 2022/81264 Başvuru numaralı Anayasa Mahkemesi (AYM) Birinci Bölüm kararı ile iş hukuku ve anayasa hukuku uygulamasını doğrudan etkileyecek tarihi bir ihlal kararına imza atılmıştır. Yüksek Mahkeme; belediye iştiraki olan bir şirkette çalışan işçinin, yerel bir televizyon kanalında iş yerinde ayrımcılığa, mobbinge ve haksızlığa uğradığına dair yaptığı eleştirel açıklamalar nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilmesini ve açtığı işe iade davasının Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmesini Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlali olarak değerlendirmiştir. Karar; işçilerin işveren veya idare hakkındaki beyanlarının ifade özgürlüğü korumasından yararlandığını ve feshin zorunlu olduğu gösterilmeden doğrudan iş akdinin sonlandırılmasının caydırıcı etki yaratacağını vurgulamıştır.
1. Olayın Arka Planı ve Yargısal Süreç
Başvurucu Mehmet Güven, 2018 yılından itibaren Eskişehir Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Espark Eskişehir Park Bahçe Peyzaj Temizlik A.Ş. bünyesinde işçi statüsünde görev yapmıştır.
- TV Programındaki Açıklamalar ve Disiplin Soruşturması: Başvurucu, 29 Nisan 2021 tarihinde yerel bir televizyon kanalına konuk olarak katılmış; programda siyasi görüşü nedeniyle ayrımcılığa uğradığını, görev yerinin değiştirilerek sürgüne gönderildiğini, yöneticilerin adaletsizlik ve baskı uyguladığını ifade etmiştir. Belediyenin bildirimi üzerine şirket tarafından başlatılan disiplin soruşturması sonucunda, başvurucunun beyanlarının karalayıcı olduğu ve disiplin cetvelindeki “sosyal medyada ve benzeri yerlerde Kurum ve idare aleyhine küçük düşürücü söylemde bulunmak” maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle iş sözleşmesi 18 Mayıs 2021 tarihinde feshedilmiştir.
- İlk Derece Mahkemesinin Kararı (Eskişehir 2. İş Mahkemesi): Başvurucunun açtığı işe iade davasında İlk Derece Mahkemesi; konuşmaların hakaret niteliğinde olmadığını, iş yerindeki düzene ilişkin eleştiri sınırında kaldığını, iş ilişkisini çekilmez kılacak veya işletmesel menfaatlere zarar verecek bir durumun ispatlanamadığını belirterek davanın kabulüne ve işe iadesine karar vermiştir.
- İstinaf Mahkemesinin Kararı (Ankara BAM 8. Hukuk Dairesi): Davalı tarafın istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak davanın reddine karar vermiştir. BAM gerekçesinde; başvurucunun açıklamalarında siyasi kimliğini öne çıkardığı, yargı yoluyla hak arama imkânı varken işverene savunma hakkı tanınmayan bir TV ortamında bu söylemleri gerçekleştirdiği ve feshin geçerli nedene dayandığı tespitinde bulunmuştur.
- AYM Bireysel Başvurusu: Başvurucu, nihai kararı öğrendikten sonra adil yargılanma hakkının, eşitlik ilkesinin ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur.
2. Anayasa Mahkemesi’nin İncelemesi ve İhlal Gerekçeleri
Anayasa Mahkemesi; belediye iştirakinde çalışan işçinin iş akdinin sonlandırılmasını kamu gücünün müdahalesi kapsamında değerlendirerek, incelemeyi devletin ifade özgürlüğüne yönelik negatif yükümlülükleri çerçevesinde yürütmüştür. Yüksek Mahkeme şu temel ilke ve değerlendirmelere dayanmıştır:
A. İşçilerin İfade Özgürlüğü ve Eleştiri Hakkı
- Anayasa’nın 26. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğünden herkes gibi işçilerin de yararlandığı; işçilerin yerine getirdikleri görevle bağlantılı olarak işverenleri hakkında yaptıkları beyanların da bu güvence kapsamında kaldığı hatırlatılmıştır.
- İşçinin sadakat yükümlülüğü gereğince dürüstlük ve ihtiyat kaidelerine uygun hareket etmesi beklense de, işverenin şeref ve itibarının korunması hakkı ile işçinin ifade özgürlüğü arasında adil bir dengenin gözetilmesi zorunludur.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararındaki Gerekçe Yetersizliği
- AYM; BAM’ın başvurucunun ifadelerini geçerli fesih nedeni sayarken soyut ve genel gerekçelere dayandığını saptamıştır.
- İstinaf mahkemesi; işçinin hangi somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiğini, iş barışının nasıl bozulduğunu ve işverenin zarar gören işletme menfaatlerinin neler olduğunu detaylı şekilde gösterememiştir. Açıklamaların muhtemel etkileri ve kullanıldıkları bağlam yeterli derecede incelenmemiştir.
C. “Feshin Son Çare Olması” (Ultima Ratio) İlkesi
- Televizyon programındaki açıklamalar nedeniyle işçinin işini kaybetmesi son derece ağır bir yaptırımdır.
- Temel hak ve özgürlüklerini kullanan işçilerin iş sözleşmelerinin, daha hafif tedbirler uygulanmaksızın doğrudan feshedilmesi işçiler üzerinde caydırıcı bir etki (chilling effect) yaratacaktır.
- İşverence ve denetim yapan yargı mercilerince, iş ilişkisini devam ettirmenin imkânsız hale geldiği ve feshin kaçınılmaz olduğu hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulamamıştır.
3. Kararın Sonuçları ve Giderim
Anayasa Mahkemesi, açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine OYBİRLİĞİYLE karar vermiştir.
- Yeniden Yargılama: İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla kararın bir örneği, yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesine iletilmek üzere Eskişehir 2. İş Mahkemesine gönderilmiştir.
- Yargılama Giderleri: Toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin (harç ve vekillik ücreti) başvurucuya ödenmesine hükmedilmiştir.
Genç Avukatlık Bürosu Olarak Değerlendirmemiz:
Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, özellikle kamu kurumları ve belediye iştiraklerinde çalışan işçilerin iş güvencesi ile ifade özgürlüğü dengesinde çok önemli bir içtihat niteliğindedir. Uygulamada işverenler, işçilerin kamuoyuna açık mecralardaki veya sosyal medyadaki eleştirel beyanlarını doğrudan “haklı veya geçerli fesih” nedeni sayarak iş akitlerini feshetme yoluna gitmektedirler.
Ancak bu emsal AYM kararı açıkça göstermektedir ki:
- İşçinin kamuoyuna yansıyan beyanlarının doğrudan hakaret içermediği, çalışma şartlarına ve iş yeri düzenine yönelik eleştiri niteliğinde olduğu durumlarda ifade özgürlüğü koruması ön plandadır.
- İşveren veya mahkemeler, söz konusu ifadelerin iş yerindeki üretimi veya iş ilişkisini somut olarak nasıl bozduğunu açıkça ispatlamakla yükümlüdür; soyut “kurum itibarının zedelenmesi” gerekçeleri yeterli değildir.
- İşçinin temel hakkını kullanması karşısında iş akdinin feshi her zaman “son çare” olarak değerlendirilmeli, daha hafif disiplin cezaları düşünülmeden doğrudan feshe başvurulmamalıdır.
İş hukukundan doğan işe iade davaları, ifade özgürlüğü ihlalleri ve haksız fesih süreçlerinde hak kaybı yaşamamak ve davanızı en doğru hukuki gerekçelerle yürütmek için büromuzun uzman İş Hukuku departmanıyla iletişime geçebilirsiniz.

