Danıştay Onüçüncü Dairesi, 20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun’un 15/2/1954 tarihli ve 6258 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen 1. maddesinin iptalini talep etmiştir.
İtiraz konusu 1. madde (Değişik: 15/2/1954- 6258/1 md.) Cumhurbaşkanına şu yetkileri vermektedir:
- Kambiyo, nukut, esham ve tahvilatın alım ve satımı.
- Kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan yapılmış veya bunlar yerine kaim olan her türlü eşya ve kıymetlerin ve ticari senetlerle ödeme sağlamak için kullanılan her türlü araç ve belgenin ülke dışına çıkarılması veya ülkeye getirilmesinin düzenlenmesi, sınırlandırılması ve Türk parasının değerinin korunması hususlarında kararlar alma yetkisi.
İtiraz eden Mahkeme, kuralın Anayasa’nın 2. (Hukuk Devleti), 7. (Yasama Yetkisinin Devredilmezliği), 13. (Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması) ve 35. (Mülkiyet Hakkı) maddelerine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Başvuruya esas teşkil eden itiraz gerekçesi özetle şöyledir:
- Türk parasının kıymetini korunması için Cumhurbaşkanı tarafından alınacak kararlara aykırılık halinde faaliyet izninin iptalini öngören açık bir hüküm bulunmamaktadır.
- Faaliyet izninin iptaline ilişkin konuların idarenin düzenleyici işlemlerine bırakılması, Cumhurbaşkanınca alınacak kararların genel çerçevesinin kanunla çizilmemesi nedeniyle kuralın hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleriyle bağdaşmadığı ileri sürülmüştür.
Anayasa Mahkemesi esas incelemesini, itirazın temelini oluşturan Anayasa’nın 7. maddesi (Yasama yetkisinin devredilmezliği) üzerinden yapmıştır.
- Yasama Yetkisinin Devredilmezliği İlkesi: Anayasa’nın 7. maddesine göre, yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) ait olup bu yetki devredilemez. Ancak yürütmenin, temel ilkeleri ve çerçevesi kanunla belirlendikten sonra uzmanlık ve idari tekniğe ilişkin hususları yürütmeye bırakması, yasama yetkisinin devri olarak yorumlanmaz.
- Kuralın Kapsam ve Etkisi: İtiraz konusu 1. madde, döviz, banknot, hisse senetleri, tahvil ve kıymetli taşlarla ilgili işlemler, ihracat ve ithalat düzenlemeleri gibi geniş kapsamlı ekonomik faaliyetler hakkında Cumhurbaşkanına karar alma yetkisi tanımaktadır. Bu yetki, bireylerin mülkiyet hakkı, sözleşme özgürlüğü ve teşebbüs özgürlüğü gibi temel hakları yakından ilgilendiren borçlandırıcı ve tasarruf işlemlerine ilişkin düzenleme ve sınırlama yetkisini içermektedir.
- Çerçevenin Belirsizliği ve Değerlendirme: Mahkeme, Anayasa’nın 13. maddesinde temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceğini belirtmiştir. Bu nedenle, Cumhurbaşkanına tanınan düzenleme yetkisinin Anayasa’da münhasıran kanunla düzenlenebileceği belirtilen bir konuya ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Bu kural kapsamında karar alma yetkisi, kanundaki çerçeve oluşturma yükümlülüğünün daha katı olduğunu gerektirmektedir.
- Sonuç (Çoğunluk Görüşü): Kural, Cumhurbaşkanına, döviz ve değerli malların hareketini ve ekonomiyi doğrudan etkileyen kararları alabilme yetkisi vermiştir. Bu yetki geniş bir düzenleme alanını kapsamakta ve ne tür kararların, hangi şartlar altında ve hangi ilkeler doğrultusunda uygulanacağına dair kanunda yeterli bir çerçevenin çizilmediği tespit edilmiştir. Kanun yalnızca amacını (Türk parasının kıymetinin korunması) belirlemekte, ancak yetkinin sınırlarını belirleyen somut ilkeleri ortaya koymamaktadır.
- Bu gerekçelerle, kuralın, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.
(Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın karşıoyları, kuralın Anayasa’nın 7. maddesine aykırı olmadığı yönündedir, zira kanunun amacının (Türk parasının korunması) ve yetkinin kapsamının sınırlı bir düzenleme ve sınırlandırma yetkisi içerdiği ve yeterli bir çerçeve çizdiği düşünülmüştür).
İtiraz konusu kuralın (1. madde) Anayasa’nın 7. maddesi yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle, Anayasa’nın 2., 13. ve 35. maddeleri yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Anayasa Mahkemesi, 17/6/2025 tarihinde oybirliği ve oyçokluğu ile şu kararları vermiştir:
- Kanun’un 1. Maddesinin İptali: 1567 sayılı Kanun’un, 15/2/1954 tarihli ve 6258 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen 1. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE karar verilmiştir.
- İlgili Hükümlerin İptali:
- 1567 sayılı Kanun’un 16/12/1942 tarihli ve 4328 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen 2. maddesi de iptal kararı neticesinde uygulanma imkanı kalmadığından İPTALİNE karar verilmiştir.
- 1567 sayılı Kanun’a 7/5/1985 tarihli ve 3196 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle eklenen Ek 5. maddesi de iptal kararı neticesinde uygulanma imkanı kalmadığından İPTALİNE karar verilmiştir.
İptal hükümlerinin doğuracağı hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edeceği dikkate alındığından, iptal kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz (9) ay sonra yürürlüğe girmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

