*Muvazaa *Üçüncü Kişilerin Uğradığı Zarar *Yenilik Doğurucu Karar/Açıklayıcı Karar

T.C.
YARGITAY
Onuncu Hukuk Dairesi

E: 2024/6305
K: 2024/8995
T: 25.09.2024

  • Muvazaa
    Üçüncü Kişilerin Uğradığı Zarar
  • Yenilik Doğurucu Karar/Açıklayıcı Karar

Özet: Muvazaalı sözleşmeler yapıldıkları andan itibaren geçersiz olduğundan kural olarak taraflar arasında herhangi bir hüküm ve sonuç doğurmazlar. Bu nedene dayalı olarak açılan dava sonucunda mahkemece verilecek kararlar yenilik doğurucu değil açıklayıcı niteliktedir. Hükümsüzlüğe bağlanan bu sonuç muvazaalı sözleşmenin taraflarına ilişkindir. Kural olarak üçüncü kişiler muvazaalı işlem nedeniyle hakları zarara uğratıldığı takdirde tek taraflı veya çok taraflı olan bu hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilir. Çünkü muvazaalı bir hukuki işlem ile üçüncü kişilere zarar verilmesi onlara karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğindedir.

(4721 s. TMK m. 1022)
(6098 s. TBK m. 19)

TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGITAY İLÂMI

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi K.D. tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.12.2012 tarih 2011/241 Esas, 2012/606 Karar sayılı kesinleşmiş Mahkeme kararı ile … ili, … köyü,… mevkii,… parsel sayılı taşınmazda davalı Ç.S. adına olan tapunun iptali ile 1/4’er hisse olarak müvekkilleri adına ayrı ayrı tescil edildiğini, dava tarihinin 28.04.2011, karar tarihinin 27.12.2012 olduğunu, esasen dosyada muris muvazaası bulunması nedeniyle muvazaalı olarak Ç.S. adına geçirilen tapunun iptaline karar verildiğini, … Sosyal Güvenlik Merkezinin 03.12.2012 tarih 2012 ve 3258 sayılı yazısına istinaden tapuya yazılan müzekkere ile 07.12.2012 tarih 3114 yevmiye sayısıyla konulan kamu haczi nedeniyle müvekkillerinin İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.12.2012 tarih 2011/241 Esas, 2012/600 Karar sayılı karar ile hissedar olduğu, 1/4 hisseye kamu haczi konulduğunu, Ç.S.’in borcu nedeniyle konulan haczin tapu kayıtlarından silinmesine ve müvekkillerinin davalı Kuruma borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı Kurum vekili; davalı Ç.S.’in SGK İzmir İl Müdürlüğünde … sicil sayılı işyerine ait prim, işsizlik sigortası primi, damga vergisi ve gecikme cezalarının tahsiline yönelik muhtelif sayılı dosya ile icra takibi yapıldığını, 2012/64433 takip sayılı dosyada 03.12.2012 tarihli haciz bildirisi ile … Tapu Müdürlüğüne, … ili, … köyü, … parsel sayılı gayrimenkul üzerine haciz şerhinin işlenmesinin istenildiğini, konulan haczin doğru olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı Ç.S. vekili, müvekkilinin ne İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/241 Esas sayılı davanın açılmasına ne de İzmir SGK Başkanlığı tarafından müvekkilinin mal varlığına konulan kamu haczine kötü niyetli olarak katılımının olmadığını, bu davanın açılmasına ve icra takibinin başlatılmasına sebebiyet vermediğini, davanın muhatabının SGK Başkanlığı olduğunu beyanla, davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/241 Esas 2012/606 Karar sayılı dosyası ile muris muvazaasına dayalı olarak davacılar tarafından davalı Ç.S. hakkında … ili, … köyü, … parsel sayılı taşınmaz hakkında tapu iptali tescil davası açıldığı, 28.04.2011 tarihinde açılan davanın, 27.12.2012 tarihinde verilen karar ile davanın kabulüne, dava konusu … ili…. köyü … mevkii… parsel sayılı taşınmazın davalı Ç.S. adına olan tapu kaydının iptali ile 1/4 payının davacı H.Ö., 1/4 payının K.A. adına tapuya tesciline karar verildiği, kararın Yargıtay 1. Hukuk Dairesi tarafından onandığı ve 24.12.2015 tarihinde kesinleştiği, İzmir … SGK İl Müdürlüğüne olan prim ve muhtelif alacaklar nedeniyle 7.602,00 TL borçlu olan Ç.S. hakkında açılan 2012/64433 takip no.lu dosyasında … ili, … ilçesi,… Mahallesi … parselde kayıtlı taşınmaz üzerine haciz şerhinin konulmasının talep edildiği, tapunun iptaline dair kesinleşen mahkeme kararında davanın 28.04.2011 tarihinde açıldığı ve tapu malikinin değiştiği, konulan haciz yazısından önce dava açılması ve borcun eski tapu maliki olarak görünen Ç.S.’e ait olması nedeniyle davacıların davalı SGK İzmir İl Müdürlüğüne 7.602,00TL borçlu olmadığının tespiti ile… ili,… ilçesi köyü … parsel üzerindeki davacılar hisseleri üzerine SGK lehine konulan haczin kaldırılmasına karar verilerek davanın kabulüne, davacıların davalı SGK İzmir İl Müdürlüğü … SGM’nin 03.12.2012 tarih ve 20984 704 numaralı, 2102/3258 sıra numaralı, 7.602,00TL bedelli Haciz Bildirisine konu borç sebebi ile borçlu olmadıklarının tespiti ile … ili…. ilçesi … köyü … parsel üzerindeki davacılar hisseleri üzerine SGK lehine konulan haczin kaldırılmasına dair hüküm kurulmuştur.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle: kararın hukuka uygun olmadığını, Kurum alacağı ve icra takip dosyalarının dava açılmadan önceki döneme dayandığını, Kurum haciz işlemi yapıldığı sırada Ç.S.’in halen gayrimenkulün maliki olduğunu, muris muvazaası davasının müvekkil Kuruma ihbar edilmediğini, müvekkili Kurumun taraf olmadığı dava neticesinde verilen karar ile Kurum alacağını tahsil etme imkanının kalmadığını, muris muvazasına dayanan davanın alacaklı olan Kuruma ihbar edilmemiş olması ve Kurumun kaydına güven ilkesi gereği yaptığı haciz işleminin hukuka uygun olması nedeniyle dava açılmasına sebebiyet vermeyen müvekkili Kurum aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini beyanla, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilerek kaldırılması istenen haczin uygulandığı … ili … ilçesi…. köyü … parsel sayılı taşınmazın, davacılar adına tescilinin, İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/241 E. 2012/606 K. sayılı 27.12.2012 tarihli kararının 24.12.2015 tarihinde kesinleşmesi ile gerçekleştiği; taşınmaz üzerine davacı tarafından tescil kararının kesinleşme tarihinden önce 03.12.2012 tarihinde İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 03.12.2012 tarihli yazısı ile haciz konulduğu; haciz tarihi itibariyle taşınmazın prim borçlusu davalı Ç.S. adına olduğu anlaşılmakla, haczin kaldırılmasına ilişkin istemin reddi yerine kabulü yönünde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunduğundan; delillerin takdiri ve kanunun olaya uygulanmasındaki hatanın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği dikkate alınarak; HMK 353/1-b.2 maddesi uyarınca belirlenen aykırılık düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle davalı SGK Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İzmir 1. İş Mahkemesinin verilen 07.12.2021 tarih, 2020/55 Esas ve 2021/364 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde: muris muvazaasına dayalı olarak açılan tapu iptal ve tescil davasının lehlerine sonuçlanarak kesinleştiğini, haciz konulan gayrimenkulün tescilden önce mülkiyetinin kazanıldığını Bölge adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

  1. Muvazaa kavramı, Türk Hukuk Lûgatında; “Anlaşmalı saptırma gerçek dışı durumlara gerçekmiş niteliğini kazandırma işlemi. Hukuksal bir işlem konusunda gerçek duruma aykırılıkta birleşilerek yapılan ortak açıklama (beyan) ya da ortaya konulan belgedir. Danışıklı işlem” şeklinde ifade edilmiştir (Türk Hukuk Kurumu, Türk Hukuk Lûgatı, Cilt I, Ankara, 2021, s. 819).
  2. Muvazaa, pozitif hukukumuzda 6098 sayılı Kanunu’nun 19 uncu [BK’nın 18 inci] maddesinde düzenlenmiş ve anılan maddenin birinci fıkrasında; “Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır” hükmüne yer verilmiştir.
  3. Muvazaa; tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacı ile ve fakat kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak hususunda anlaşmaları şeklinde tanımlanabilir.
  4. Muvazaa daha çok sözleşmenin yorumuyla ilgili olduğundan, öğreti ve uygulamada kapsamlı olarak incelenmiş ve belirli kurallara bağlanmıştır. Gerek öğretide ve gerekse uygulamada muvazaa, mutlak ve nispi muvazaa olarak iki gruba ayrılmaktadır; mutlak muvazaada taraflar herhangi bir hukuki işlem yapmayı (oluşturmayı) istemezler, yalnız görünüşte bir hukuki işlem için gerekli irade açıklamasında bulunurlar; nispi muvazaada ise taraflar gerçekten belli bir hukuki işlem yapmak isterler, ancak onu saklamak amacıyla, bir başka hukuki işlemin kurulduğu görüşünü yaratmak üzere irade açıklamasında bulunurlar.
  5. Taraflar ister yalnız bir görünüş yaratmayı, ister ikinci bir gizli işlem yapmayı arzu etmiş olsunlar, görünüşteki (zahiri) işlem tarafların gerçek iradelerine uymadığından, ilke olarak herhangi bir sonuç doğurmaz. Muvazaada görünüşteki işlemin her türlü hukuki sonuçtan yoksun olması, tarafların ortak iradelerinin bu yolda olmasından kaynaklanmaktadır. (YHGK 2022/1-202 E:, 2023/1138 K.).
  6. Davacılar tarafından dosya davalısı Ç.S. aleyhine İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 2011/241 Esas, 2012/606 Karar sayılı dosyasından açılan davanın konusunu oluşturan ve “muris muvazaası” olarak isimlendirilen muvazaa türünün ise Türk Hukukunda büyük bir yeri ve önemi vardır.
  7. Türk Borçlar Kanunu’nun yukarıda yer verilen genel hükmü dışında muris muvazaasına ilişkin bir düzenleme kanunlarımızda yer almamaktadır. Muris muvazaası kaynağını daha çok Yargıtay içtihatlarından ve bilimsel görüşlerden almakta ise de esas kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 01.04.1974 tarihli ve 1974/1 Esas, 1974/2 Karar sayılı kararı oluşturmaktadır.
  8. Anılan İçtihadı Birleştirme Kararında sonuç olarak; “Bir kimsenin; mirasçısını miras hakkından yoksun etmek amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği tapu sicilinde kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklamış olduğunun gerçekleşmiş bulunması hâlinde, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların, görünürdeki satış sözleşmesinin Borçlar Kanunu’nun 18 inci maddesine dayanarak muvazaalı olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinin de şekil koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek dava açabileceklerine ve bu dava hakkının geçerli sözleşmeler için söz konusu olan Medeni Kanunu’nun 507 ve 603 üncü maddelerinin sağladığı haklara etkili olmayacağına” hükmedilmiştir.
  9. 01.04.1974 tarihli ve 1974/1 Esas, 1974/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, mirasbırakanın tapulu taşınmazlarının temliklerinde yaptığı muvazaalı işlemlere ilişkindir.
  10. Muvazaalı sözleşmeler yapıldıkları andan itibaren geçersiz olduğundan kural olarak taraflar arasında herhangi bir hüküm ve sonuç doğurmazlar. Bu nedene dayalı olarak açılan dava sonucunda mahkemece verilecek kararlar yenilik doğurucu değil açıklayıcı niteliktedir. Hükümsüzlüğe bağlanan bu sonuç muvazaalı sözleşmenin taraflarına ilişkindir. Kural olarak üçüncü kişiler muvazaalı işlem nedeniyle hakları zarara uğratıldığı takdirde tek taraflı veya çok taraflı olan bu hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilir. Çünkü muvazaalı bir hukukî işlem ile üçüncü kişilere zarar verilmesi onlara karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğindedir.
  11. Öte yandan, 4721 sayılı Kanun’un 1022 nci maddesinde belirtildiği üzere ayni haklar tapu kütüğüne tescil ile doğar; sıra ve tarihlerini de bu tescile göre alır. Başka bir ifadeyle tapulu bir taşınmazın mülkiyeti sebebe bağlı bir işlemle kazanılır ve dayanak yapılan bu hukuki sebep tapu kütüğünün bir parçasını oluşturur. Bu nedenle de bu hukuki sebebin varlığını ve geçerliliğinin korunması zorunludur. Muvazaa nedeniyle geçersiz sözleşmeye dayanılarak bir taşınmazın tapuda temliki yapılmışsa bu tescil yolsuz bir tescil hükmündedir ve tapu kaydının da Medeni Kanunu’nun 1025 inci maddesine göre iptali gerekir. Elbette bu kuralın istisnalarından biri de 4721 sayılı Kanun’un 1023 ve 1024 üncü maddelerinde düzenlenen ve tapu sicilindeki kayda iyiniyetle güvenerek ayni hak kazanan kişinin kazanımının korunmasıdır. (YHGK 2022/1-1099 E., 2024/355 K.).
  12. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olayımızda, davacılar tarafından dosya davalısı Ç.S. aleyhine ikame edilen ve Yargıtay incelemesinden geçerek 24.12.2015 tarihinde kesinleşen İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 2011/241 Esas, 2012/606 Karar sayılı tapu iptal ve tescil davasının muris muvazaasına dayalı olması nedeniyle tapu devrine ilişkin işlem yapıldığı andan itibaren geçersiz olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi değerlendirme ile hüküm tesisi bozma nedenidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir