T.C.
YARGITAY
Dördüncü Hukuk Dairesi
E: 2024/4840
K: 2024/6118
T: 12.06.2024
- Araç Malikinin Sorumluluğu
- Fer’ilerin Rücuen Tazmini
- Güvence Hesabı
- İtirazın İptali
- Mirasın Reddi
- Vefat Nedeniyle Ödenen Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Özet: Güvence Hesabı Yönetmeliği’nin 16/c maddesinde zarardan sorumlu olan kişilere, hesaptan yapılan ödemeler nedeniyle rücu hakkı mevcut ise de, davalıların murisin mirasını “mirasın gerçek reddi” şeklinde üç aylık sürede reddederek tescil ettirdiğinden, artık mirasçı sıfatı bulunmayan mirasçılara rücu imkanı bulunmasa da araç sürücüsünün eşi davalı K.E., aynı zamanda mirasçı sıfatının dışında aracın kayıt maliki olarak zararın tazmini bakımından borçlu konumunda oluıp araç sürücüsü muris H. İ. E.’nin tam kusuru ile sebebiyet verdiği zararı, Güvence Hesabı Yönetmeliği ve mevzuat gereği ödemek durumunda kalan davacı Güvence Hesabının, ödediği tazminatı mirasçı sıfatıyla olmasa da araç maliki olan K.E’a rücu edebileceği gözetilmelidir.
(Güvence Hesabı Yönetmeliği m. 16)
(5684 s. Sigortacılık K. m. 14)
(6098 s. TBK m. 53)
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGITAY İLÂMI
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak gerekçe düzeltilerek esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 02.05.2015 tarihinde davalı K.E.’un kocası, diğer davalıların da babaları, vefat eden H.İ.E.’un sürücüsü olduğu, tescilsiz kaza tarihini kapsayan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk sigorta poliçesi bulunmayan aracın kaza yaptığını ve H.İ.E.’un vefat ettiğini, aracın ZMMS bulunmadığından Karayolları Trafik Kanununun 108. Maddesi ve Güvence Hesabı Yönetmeliğinin 16 vd. Maddesi uyarınca müvekkil kurum tarafından vefat edenin mirasçılarına 165.794,91 TL tazminat ödendiğini, meydana gelen kazada müteveffanın tam kusurlu bulunması neticesinde mirasçılarına rücu hakkı doğduğunu, Ayvacık İcra Müdürlüğünün 2017/266 Esas sayılı takip dosyası ile tazminatın ve faizinin tahsili için icra takibi başlatıldığını, borçlular tarafından icra takibine itiraz edildiğini, takibin durdurulduğunu bildirerek Ayvacık İcra Müdürlüğünün 2017/266 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve davalılar aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu rücuen alacak talebinin İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/584 Esas, 2017/311 Karar sayılı kararı ile ödenmiş olduğunu, ödenen paranın geri iadesinin talep edilemeyeceğini, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesindeki yargılama sırasında açılan itirazın iptali davasında ileri sürülen tüm hususların değerlendirildiğini, aynı gerekçelerle yeniden dava açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu alacağın davacı tarafından ödenen destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin olup araç kullanan sürücünün tam kusuru ve ölümü nedeniyle oluşan destek zararının, ölenin değil 3. kişi konumundaki destek tazminatı isteklilerinin zararı olarak kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle destek olan kişinin kusurunun destek hakkına sahip olan mirasçılarına etkisi olmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; H.İ.E. mirasçıları olan davalılara İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesi kararına istinaden sigortasız araçta kaza yapan ve vefat eden H.İ.E. ile ilgili destekten yoksun kalma tazminatı ödendiğini ve davalıların murisin mirasçısı olmaları ve murisin kazada tam kusurlu olması nedeniyle Güvence Hesabı Yönetmeliği uyarınca mirasçı davalılara rücu edildiğini ancak mahkeme tarafından yapılan yargılama ile davalıların üçüncü kişi sıfatıyla destekten yoksun kalma tazminatı talep etmeleri nedeniyle murisin mirasçısı olmaları nedeniyle rücu edilmeyeceğinden bahisle hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verildiğini beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda davalıların Ayvacık Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/281 esas 2015/310 karar sayılı dosyası ile muris H.İ.E.’un mirasını 3 aylık kanuni süresi içerisinde reddettikleri ve mahkeme tarafından reddettiklerinin tesciline karar verildiği görülmekle davalıların murisin mirasçısı sıfatlarının kalmadığı, bu yönüyle davacının 3.kişi sıfatıyla davalılara ödediği tazminatı kusurlu muris sürücünün mirasçıları sıfatıyla rücu edemeyeceği anlaşılmakla davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken mahkeme tarafından hatalı değerlendirme ile davalıların destekten yoksun kalma tazminatını üçüncü kişi sıfatıyla talep etmelerinden dolayı murisin kusurunun davalıları etkilemeyeceği kabulüyle rücu edilemeyeceğinden davanın reddine karar verildiğinden, kararın gerekçesinde isabet bulunmadığı, mahkemece, davanın reddine dair gerekçenin dosya kapsamına uygun düşmediği, esasen Güvence Hesabı Yönetmeliği’nin 16/c maddesinde zarardan sorumlu olan kişilere, hesaptan yapılan ödemeler nedeniyle rücu hakkı mevcut ise de, davalıların murisin mirasını “mirasın gerçek reddi” şeklinde üç aylık sürede reddederek tescil ettirdiğinden, artık mirasçı sıfatı bulunmayan mirasçılara rücu imkanı bulunmadığından bu gerekçe ile davanın reddi usul ve yasaya uygun olacağından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçeye yönelik kabulü ile bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b-2 maddesi gereğince mahkeme kararının gerekçesinin düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki sebeplerle ve ayrıca davacı Kadriye’nin araç maliki olarak sorumluluğunun devam ettiğini, davacının murisin mirasının borca batık olduğunu bilmesi mümkün olmadığından davalılar lehine ilam vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davacı kurum tarafından vefat nedeniyle ödenen destekten yoksun kalma tazminatı ile fer’ilerinin rücuen tazminine yönelik başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53 üncü maddesi, Güvence Hesabı Yönetmeliğinin 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Güvence Hesabı Yönetmeliği’nin Rücû hakkının kullanılması başlıklı 16. maddesinde
“1)Hesaptan yapılan ödemeler nedeniyle;
a) Zorunlu sigorta yaptırmayan veya geçerli teminat tutarları üzerinden zorunlu sigortaları yaptırmayan kişilere, b) Sorumlunun sonradan belli olması halinde bu kişilere veya yükümlü sigorta şirketine,
c) Zarardan sorumlu kişilere veya yükümlü sigorta şirketine,
ç) 9 uncu maddenin birinci fıkrasının (ç) bendine göre yapılan ödemeler çerçevesinde yükümlü sigorta şirketine,
d) 9 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre yapılan ödemeler nedeniyle Büroya, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde rücû edilir.”
düzenlemesi yer almaktadır. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 14/b maddesinde rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dahilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için zorunlu sigortalara ilişkin olarak koşulların oluşması halinde ortaya çıkan zararların, bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla Güvence Hesabı oluşturulacağı, yasanın geçici 2. maddesine dayanılarak çıkarılan Güvence Hesabı Yönetmeliği’nin 16/c maddesinde zarardan sorumlu olan kişilere, hesaptan yapılan ödemeler nedeniyle rücu hakkının kullanılacağı düzenlenmiştir. Anılan bu düzenlemeler çerçevesinde davacı Güvence Hesabı’nın icra dosyasına ödediği tazminatı zarara neden olan ve zorunlu sigortası yapılmamış aracın işletenine, sürücüsüne, diğer sorumlulara ve bunların mirasçılarına rücu edebileceği açıktır.
Ancak somut olayda; davacı Güvence Hesabı ödemiş olduğu destekten yoksun kalma tazminatını sürücünün mirasçılarına rücu edebilme hakkına sahiptir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde belirtildiği üzere mirasçı davalıların Ayvacık Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/281 esas 2015/310 karar sayılı dosyası ile muris H.İ.E.’un mirasını 3 aylık kanuni süresi içerisinde reddettikleri ve mahkeme tarafından reddettiklerinin tesciline karar verildiği görülmekle davalıların murisin mirasçısı sıfatlarının kalmadığı, bu yönüyle davacının 3.kişi sıfatıyla davalılara ödediği tazminatı kusurlu muris sürücünün mirasçıları sıfatıyla rücu edemeyeceği gerekçesi doğru ise de araç sürücüsünün eşi davalı K.E., aynı zamanda mirasçı sıfatının dışında aracın kayıt maliki olarak zararın tazmini bakımından borçlu konumundadır.
Açıklanan maddi ve hukuksal olgulara göre; araç sürücüsü muris H.İ.E.’un tam kusuru ile sebebiyet verdiği zararı, Güvence Hesabı Yönetmeliği ve mevzuat gereği ödemek durumunda kalan davacı Güvence Hesabı, ödediği tazminatı mirasçı sıfatıyla olmasa da araç maliki olan K.E.’a rücu edebilecektir.
Şu durumda, davacı Güvence Hesabının ödediği tazminatdan, davalı K.E.’un araç maliki olarak sorumlu olduğunun anlaşılmasına göre, Bölge Adliye Mahkemesince mirasın reddedilmesi gerekçesiyle tüm davalılar yönünden reddedilmesi gerektiğine dair yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru olmamış, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
1-Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2-Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

