Medeni yargılama hukukunda temel amaç, mahkemenin önündeki uyuşmazlıkta maddi gerçeğe ulaşmaktır. Hâkimin adil bir karar verebilmesi ve vicdani kanaatini oluşturabilmesi ise ancak tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmaların somut delillerle ispat edilmesine bağlıdır. Ancak yargılama süreçlerinin doğası gereği uzayabilmesi, ispat vasıtası olan delillerin zamanla kaybolma, bozulma veya ulaşılamama riskini beraberinde getirmektedir. İşte bu noktada 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) düzenlenen “Delil Tespiti” kurumu devreye girmekte ve hak kayıplarını önlemek adına hayati bir rol oynamaktadır. Bu makalemizde, delil tespitinin ne olduğunu, hukuki niteliğini, hangi şartlarda ve nereye başvurularak talep edilebileceğini Yargıtay ve İstinaf uygulamaları ışığında detaylıca inceliyoruz.
1. Delil Tespiti Nedir ve Hukuki Niteliği Nasıldır?
6100 sayılı HMK’nın 400. ve 405. maddeleri arasında düzenlenen delil tespiti; ileride açılacak veya mevcut olup da henüz inceleme sırası gelmemiş olan bir davadaki delillerin, yok olması veya ispat gücünde azalma meydana gelmesi riskini önlemek amacıyla zamanından önce toplanarak güvence altına alınmasını sağlayan hukuki bir kurumdur.
Doktrinde delil tespitinin hukuki niteliği konusunda önemli bir ayrım vardır. Delil tespiti, davanın bizzat konusunu (malvarlığını vb.) koruma altına alan bir “ihtiyati tedbir” değildir; uyuşmazlığın ispatına yarayacak delilleri korumayı hedefleyen bir “geçici hukuki koruma” yoludur. Ayrıca, delil tespiti başlı başına bir dava değil, usuli bir işlemdir. Bunun dava olarak kabul edilmemesi son derece önemlidir; zira aksi halde delil tespiti talebinde bulunmakla zamanaşımı kesilir veya derdestlik gibi sonuçlar doğardı ki, bu da kurumun amacına ve hakkaniyete aykırı bir durum yaratırdı.
2. Neler Delil Tespitine Konu Olabilir?
HMK madde 400/1 uyarınca; uyuşmazlık konusu vakıanın tespiti amacıyla keşif yapılması, bilirkişi incelemesi yaptırılması veya tanık ifadelerinin alınması gibi işlemler talep edilebilmektedir. Buradaki “gibi işlemler” ibaresi, kanunun delil tespiti türlerini sınırlı (tahdidi) saymadığını göstermektedir.
Dolayısıyla, şartları oluştuğu takdirde senetler, ticari defterler ve ispat gücü taşıyan her türlü argüman delil tespiti incelemesine konu edilebilir. Ancak unutulmamalıdır ki yargılamada sadece tarafların üzerinde anlaşamadıkları “çekişmeli vakıalar” ispatın konusunu oluşturduğundan, delil tespiti de ancak uyuşmazlık yaratan bu çekişmeli vakıalar için talep edilebilir.
3. Delil Tespiti İstemenin Şartları ve Usulü Nelerdir?
Mevzuatımıza göre mahkemeden delil tespiti isteyebilmek için aranan yasal koşullar şunlardır:
- Hukuki Yararın Varlığı: Delil tespiti istenebilmesinin temel koşulu, talep edenin bu işlemde “hukuki yararının” bulunmasıdır. HMK’ya göre; delilin hemen tespit edilmemesi halinde kaybolacağı veya ileride mahkemeye sunulmasının önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimal dahilindeyse, kanun gereği hukuki yarar var sayılır.
- Dilekçe ile Başvuru: Talep mutlaka mahkemeye sunulacak bir dilekçeyle yapılmalıdır. Bu dilekçede tespiti istenen vakıa, tanık veya bilirkişilere sorulacak sorular ve en önemlisi delillerin neden kaybolacağı endişesi taşıdığınıza dair gerekçeler yer almalıdır.
- Karşı Tarafın Durumu ve Masraflar: Dilekçede aleyhine tespit yapılacak kişinin adı ve adresi bulunmalıdır; ancak acil durumlarda (koşullar imkân vermiyorsa) karşı taraf gösterilemese bile tespit talebi geçerli kabul edilir. Ayrıca, mahkemenin belirleyeceği tespit giderlerinin avans olarak peşin ödenmesi yasal bir zorunluluktur.
4. Başvuru Nereye Yapılır? (Görevli ve Yetkili Mahkeme)
Delil tespiti talebinde bulunacak kişinin, ana davanın açılıp açılmadığına göre başvuru yapacağı mahkeme değişmektedir:
- Dava Henüz Açılmamışsa: Kişinin seçimlik hakkı vardır. Tespit talebini, ileride esas davayı açacağı yetkili ve görevli mahkemeden isteyebileceği gibi; keşif veya bilirkişi incelemesi yapılacak şeyin bulunduğu yerdeki ya da dinlenecek tanığın ikamet ettiği yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesinden de talep edebilir.
- Dava Açılmışsa: Eğer esas dava görülmekte ancak o delilin henüz mahkemede inceleme sırası gelmemişse, talep edenin seçimlik hakkı ortadan kalkar. Bu durumda delil tespiti, mecburi olarak sadece davanın görülmekte olduğu mahkemeden istenebilir.
5. Mahkeme Kararı ve Kanun Yolu (İstinaf) Sorunu
Mahkeme, başvuru üzerine talebi haklı bulursa kararını dilekçeyle birlikte karşı tarafa tebliğ eder ve karşı tarafa itirazlarını/ilave sorularını sunması için bir haftalık süre tanır.
Peki mahkemenin delil tespitini reddetmesi veya kabul etmesi kararlarına karşı bir üst mahkemeye (istinafa) başvurulabilir mi? HMK’nın 341. maddesinde istinaf yoluna götürülebilecek kararlar arasında delil tespiti sayılmamıştır. Her ne kadar doktrinde bazı yazarlar ihtiyati tedbir hükümlerinin kıyasen uygulanabileceğini ve istinaf yolunun açık olması gerektiğini savunsa da, uygulamanın yönü farklıdır.
Örneğin; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 12. Hukuk Dairesi ve Antalya BAM 3. Hukuk Dairesi verdikleri güncel kararlarda, delil tespiti talepleri hakkında verilen kararların “nihai karar” niteliğinde olmadığını vurgulamıştır. Bu mahkemelere göre, kanunda açıkça düzenlenmeyen bir konuda yorumla kanun yolu ihdas edilemez; dolayısıyla delil tespiti kararları istinafa tabi olmayan, kesin kararlardır. Ancak uygulamada hak kayıplarının önlenmesi adına, kanun koyucunun bu hususta net bir düzenleme yapması kurumu çok daha işlevsel kılacaktır.
Genç Avukatlık Bürosu Olarak Değerlendirmemiz:
Uygulamada sıklıkla karşılaştığımız; trafik kazası sonrası onarım yapılmadan önce araçtaki hasarın belirlenmesi, inşaat sözleşmelerinde ayıplı veya eksik işlerin üstü kapanmadan önce tespit edilmesi veya sel/yangın gibi afetlerden sonra malların durumunun kayıt altına alınması gibi aciliyet gerektiren hallerde “Delil Tespiti”, davanın kaderini tayin eden en önemli silahtır. Haklılığınızı ispatlayacak delillerin kaybolmasını beklemeden, yasal sürecin henüz en başında profesyonel bir hukuki destekle bu kanun yoluna başvurulması gerekmektedir. Delil tespiti süreçlerinin başlatılması, mahkeme sürecinin yönetilmesi ve uyuşmazlıklarınıza dair her türlü hukuki sorununuzda büromuzun tecrübeli avukat kadrosuyla iletişime geçebilirsiniz.

