Kamulaştırmasız El Atmada İdareye “Teminatsız İcranın Geri Bırakılması” Ayrıcalığına AYM Freni!!

7 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan, 13/5/2026 tarihli ve 2026/24 Esas, 2026/106 Karar sayılı Anayasa Mahkemesi (AYM) kararı ile kamulaştırmasız el atma davalarında vatandaşların mülkiyet hakkını koruyan çok önemli bir iptal kararına imza atılmıştır. Yüksek Mahkeme; idarelerin kamulaştırmasız el atma nedeniyle hükmedilen tazminatların icra takibinde, hiçbir teminat göstermeksizin icranın geri bırakılmasını (tehir-i icra) talep edebilmesini öngören kanun hükmünü Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. Karar, idarenin haksız el atmalar karşısında “teminatsız tehir-i icra” zırhına bürünerek vatandaşın alacağına kavuşmasını geciktirmesinin önüne kesin bir set çekmektedir.

1. Hak Arama Sürecinin Arka Planı ve İtiraz Konusu Kural

Bursa 4. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan başvuruda; idarenin kamulaştırmasız el atma nedeniyle hükmedilen tazminat alacaklarına karşı başlattığı icra takiplerinde, herhangi bir teminat göstermeksizin icranın geri bırakılması kararı alabilmesinin mülkiyet ve adil yargılanma haklarını ölçüsüz şekilde sınırlandırdığı ileri sürülmüştür.

İptali İstenen Düzenleme:
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na 7421 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle eklenen Ek Madde 4’ün ikinci fıkrası:

“Bu Kanun uyarınca yapılacak icra takiplerinde idare, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 36 ncı maddesi uyarınca icranın geri bırakılmasını talep ederse idarenin teminat gösterme zorunluluğu yoktur.”

2. Anayasa Mahkemesi’nin İptal Gerekçeleri

Anayasa Mahkemesi, söz konusu kuralı “kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davaları” yönünden sınırlayarak yaptığı anayasal denetimde şu çarpıcı tespitlerde bulunmuştur:

  • AYM, idarenin Anayasa ve kanunlara uymaksızın, mülk sahibinin rızası dışında bir taşınmaza fiilen el koymasının mülkiyet hakkına yönelik anayasal düzeyde ağır bir ihlal olduğunu belirtmiştir. Anayasa’nın 46. maddesinde düzenlenen kamulaştırma usulüne uymadan gerçekleştirilen bu eylem, hukuk devletinde kabul edilemez ve korunamaz bir durumdur.
  • Anayasa’nın 46. maddesi gereğince, devletin kamulaştırma bedelini “peşin ve nakit” olarak ödemesi anayasal bir güvencedir. Kamulaştırmasız el atmaya maruz kalan vatandaş, taşınmazın bedelini tahsil edebilmek için zaten dava açmak ve ağır bir yargılama külfetine katlanmak zorunda bırakılmaktadır. İptal edilen kural ise, vatandaş lehine hükmedilen bu tazminatın tahsili amacıyla başlatılan icra takibini, idarenin hiçbir teminat göstermesine gerek kalmaksızın, karar kesinleşinceye kadar durdurabilmesine (icranın geri bırakılmasına) imkan tanımaktaydı.
  • Yüksek Mahkeme; idareye bu ayrıcalığın tanınmasının, mülkiyeti ihlal edilen kişilerin alacaklarına kavuşmasını belirsiz bir süre boyunca ertelediğini, bu süreçte paranın değer kaybına karşı koruyucu mekanizmaların da işletilmediğini vurgulamıştır. Bu durum, kamu yararı ile bireysel mülkiyet hakkı arasındaki adil dengeyi bozarak hak sahibine aşırı ve orantısız bir külfet yüklemekte, Anayasa’nın 13., 35. ve 46. maddelerine açıkça aykırılık teşkil etmektedir.

3. Karşı Oy Gerekçesi

Karara muhalif kalan Üye Yıldız Seferinoğlu karşı oy gerekçesinde; kuralın kamu kaynaklarının korunması, icranın iadesinde yaşanabilecek olası tahsilat sorunlarının önlenmesi ve kamu hizmetlerinin kesintisiz sürdürülmesi yönünden anayasal açıdan meşru bir amaca hizmet ettiğini savunmuştur. Ayrıca, gecikme sürecinde işleyen yasal faizin değer kaybını karşıladığını belirterek kuralın iptal edilmemesi gerektiği yönünde görüş bildirmiştir. Ancak AYM Genel Kurulu oy çokluğuyla kuralın iptaline hükmetmiştir.

Genç Avukatlık Bürosu Olarak Değerlendirmemiz:

Yıllardır süregelen kamulaştırmasız el atma uyuşmazlıklarında idareler, mahkeme kararlarını icraya koyan vatandaşlara karşı “teminat göstermeksizin icranın geri bırakılması” hakkını kullanarak tahsilat süreçlerini yıllarca sürüncemede bırakabilmekteydi. Hak sahipleri, mülklerine haksızca el konulmasının yanında, kazandıkları tazminatları tahsil edebilmek için de dosyanın Yargıtay aşamasından kesinleşerek dönmesini beklemek zorunda kalıyorlardı.

Anayasa Mahkemesi’nin bu tarihi iptal kararı ile kamulaştırmasız el atma tazminatlarında idarenin teminatsız tehir-i icra (icranın durdurulması) hakkı tamamen son bulmuştur. Bundan böyle, idareler kamulaştırmasız el atma tazminatına ilişkin icra takipleri karşısında takibi durdurmak istiyorlarsa, tıpkı özel hukuk kişileri gibi dosya borcunun tamamını karşılayacak geçerli bir teminat (nakit, banka teminat mektubu vb.) sunmak zorunda kalacaklardır. Aksi halde, karar kesinleşmemiş olsa dahi icra takibine devam edilebilecek ve idarenin malvarlığına yönelik haciz işlemleri gerçekleştirilebilecektir.

Belediyeler, bakanlıklar veya diğer kamu kurumları tarafından arazilerine imar planı uygulamaları, yol yapımı veya fiili tesisler yoluyla kamulaştırmasız el atılan kişilerin, bu yeni AYM kararı doğrultusunda icra süreçlerini çok daha hızlı ve etkin şekilde yürütebileceğini belirtmek isteriz. Devam eden davalarınız, icra takipleriniz ve mülkiyet hakkı ihlalleriniz karşısında en doğru stratejiyle haklarınızı aramak için büromuzun uzman Gayrimenkul ve İcra Hukuku departmanıyla iletişime geçebilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir