Ceza Muhakemesinde Dijital Delil Dönemeci: Anayasa Mahkemesi’nden CMK m.134 (Bilgisayarlarda Arama ve Elkoyma) İptali

25 Mayıs 2026 tarihli ve 33264 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 2023/128 Esas ve 2026/36 Karar sayılı Anayasa Mahkemesi (AYM) kararı ile ceza soruşturmalarının en kritik işlemlerinden biri olan dijital materyallerde (bilgisayar, telefon, tablet, kütük vb.) arama, kopyalama ve elkoyma tedbirlerini düzenleyen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 134. maddesi bütünüyle iptal edilmiştir. Yüksek Mahkeme; dijital aramalar sonucunda elde edilen kişisel verilerin dava bittikten sonra ne kadar süreyle saklanacağına, nasıl imha edileceğine ve bu süreçte veri güvenliğinin nasıl sağlanacağına dair kanunda yeterli güvence bulunmamasını, Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan “kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına” ölçüsüz bir müdahale olarak değerlendirmiştir.

Kararın Detayları ve AYM’nin İptal Gerekçeleri:

  • İptale Konu Düzenleme: Mülga CMK m. 134 uyarınca; bir suç soruşturmasında somut delillere dayanan kuvvetli şüphe varsa ve başka türlü delil elde etme imkânı yoksa, hâkim kararıyla şüphelinin bilgisayarlarında ve kütüklerinde arama yapılabilmekte, kopyalama gerçekleştirilebilmekte ve şifre kırılamaması ya da işlemin uzun sürecek olması halinde bu cihazlara el konulabilmekteydi.
  • İtirazın Temeli: İtiraz yoluna başvuran mahkeme, bilgisayarlarda arama ve elkoyma sonucu elde edilen kopyaların hangi makamca inceleneceğinin, dijital verilerin saklanma ve imha prosedürlerinin belli olmadığını, delil güvenliği ve kişisel verilerin korunmasına dair kanuni güvencelerin eksik olduğunu belirterek kuralın Anayasa’ya aykırılığını ileri sürmüştür.
  • AYM’nin Ölçülülük ve Güvence İncelemesi:
    • Meşru Amaç ve Gereklilik: AYM, maddi gerçeğe ulaşmak ve suçla etkin mücadele etmek amacıyla dijital materyallerde arama ve elkoyma yapılmasının kamu düzeni açısından meşru bir amaç taşıdığını ve bu tedbirin suçun ispatı için elverişli ve gerekli olduğunu kabul etmiştir. Arama ve elkoyma işlemlerinin hâkim kararına veya onayına tabi tutulması, elde edilen kopyanın bir örneğinin şüpheliye verilmesi gibi düzenlemeler keyfiliği önleyici usul güvenceleri olarak pozitif bulunmuştur.
    • Kişisel Verilerin Akıbeti ve Orantısızlık (İptal Nedeni): Kararın asıl odak noktası ve iptal sebebi, elde edilen verilerin yargılama sonrasındaki durumudur. AYM, ceza muhakemesi sırasında elde edilen kişisel verilerin yargılama süresince saklanmasının adil yargılanma ve maddi gerçek için zorunlu olduğunu belirtmektedir. Ancak yargılama kesin bir hükümle sonuçlandıktan sonra bu verilerin ne kadar süreyle saklanacağına, ne zaman ve nasıl silineceğine, şayet silinmeyecekse işlenmesinin nasıl sınırlandırılacağına (örneğin salt delil amacıyla arşive aktarılma) dair kanunda hiçbir hüküm bulunmamaktadır.
    • Hukuki Boşluk: Yüksek Mahkeme, elde edilen kişisel verilerin saklanma şartları, süresi ve buna yetkili mercileri belirleyen yasal bir çerçevenin olmamasını, özel hayata saygı gösterilmesi ve kişisel verilerin korunmasını isteme haklarına getirilmiş “orantısız” bir sınırlama olarak nitelendirmiş ve kuralların iptaline hükmetmiştir.
  • Tüm Maddenin Çökmesi: (1) ve (2) numaralı fıkralardaki arama, kopyalama ve elkoymaya dair temel yetkilerin iptal edilmesi sebebiyle, maddenin adli imaj (yedek) almaya ve verilerin yazdırılmasına ilişkin diğer fıkralarının da uygulanma imkânı kalmamış, bu nedenle Kanun’un 134. maddesi bir bütün olarak iptal edilmiştir.
  • Yürürlük Tarihi: İptal kararının derhal yürürlüğe girmesi, halihazırda yürütülen ceza soruşturmalarında dijital delil elde etmeyi imkansız hale getirip ciddi bir hukuki boşluk doğuracağından, AYM iptal hükümlerinin kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından (25 Mayıs 2026) başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir.

Genç Avukatlık Bürosu Olarak Değerlendirmemiz:

Bilgisayarlar, akıllı telefonlar, bulut sistemleri ve dijital depolama aygıtları günümüz ceza yargılamalarının (bilişim suçları, dolandırıcılık, örgütlü suçlar vb.) en önemli, bazen de tek delil kaynağıdır. Anayasa Mahkemesi’nin bu tarihi kararı, adli makamların vatandaşlara ait dijital verileri ve telefon imajlarını “süresiz olarak” adliye arşivlerinde tutamayacağını, uluslararası standartlara (Avrupa Birliği veri koruma ilkelerine) uygun bir imha ve saklama prosedürünün kanunla emredici şekilde belirlenmesi gerektiğini tescillemiştir.

Geçiş süreci olan 9 aylık dönemde (yaklaşık Şubat 2027’ye kadar) kolluk kuvvetlerinin ve savcılıkların mevcut CMK m.134 uygulamasını yapma yetkileri devam edecektir. Ancak bu süre zarfında TBMM’nin, kişisel verilerin imha süreçlerini de kapsayan yeni ve güvenceli bir kanuni düzenleme yapması şarttır. Müvekkillerimize tavsiyemiz; beraat veya takipsizlikle lehlerine sonuçlanan kapanmış dosyalarında, kendilerinden alınan bilgisayar ve telefonlardaki adli kopyaların, yargılama bitmiş olmasına rağmen dosyada bekletilmesi durumunda “kişisel verilerin korunması” gerekçesiyle ivedilikle imha/silme talebinde bulunmalarıdır. Haksız arama ve elkoyma kararlarına yapılacak itirazlar, dijital delillerin hukuka uygunluğunun denetimi ve veri güvenliğinizin sağlanmasına yönelik her türlü hukuki süreciniz için büromuzun uzman ceza departmanıyla iletişime geçebilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir