16 Temmuz 2026 tarihli ve 33311 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 2025/18 Esas ve 2026/66 Karar sayılı Anayasa Mahkemesi (AYM) kararı ile hukuk dünyamızı yakından ilgilendiren iki çok önemli iptal kararına imza atılmıştır. Yüksek Mahkeme; noterlerin tatil gün ve saatlerinde çalışmasına ilişkin usul ve esasların kanuni bir çerçeve çizilmeksizin doğrudan yönetmelikle belirlenmesini anayasal “dinlenme hakkına” aykırı bulurken; ceza yargılamalarında suçun hukuki niteliğinin değişmesi hâlinde, adresi bulunamayan sanığın bizzat haberdar edilmeyip sadece avukatına bildirim yapılarak mahkûmiyetine karar verilebilmesini de “adil yargılanma hakkının” ölçüsüz bir ihlali olarak değerlendirmiş ve ilgili kanun hükümlerini iptal etmiştir.
Kararın Detayları ve AYM’nin İptal Gerekçeleri:
1. Noterlerin Tatil Günlerinde Çalıştırılmasına (Nöbetçi Noterlik) “Kanunilik” Freni:
- 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 52. maddesinde yer alan ve noterlerin tatil gün/saatlerinde çalışmasına ilişkin usul ve esasların Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan bir “…yönetmelikte düzenlenir.” ibaresi ile, bu ibarenin iptali sebebiyle uygulanma imkânı kalmayan maddenin tamamıdır.
- Noterlik bir kamu hizmeti olmakla birlikte serbest meslek olarak icra edilmektedir ve noterlerin de Anayasa’nın 50. maddesi uyarınca ruh ve beden sağlıklarını koruyabilmeleri için “dinlenme hakkı” bulunmaktadır. Anayasa gereği temel haklar ancak “kanunla” sınırlandırılabilir. AYM, noterlerin tatil mesaisi konusunda kanunda hiçbir temel ilke, esas veya sınır çizilmeden yetkinin tamamen idarenin (Bakanlığın) çıkaracağı bir yönetmeliğe bırakılmasını, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine ve kanunilik şartına aykırı bulmuştur.
2. Ceza Yargılamasında “Suçun Niteliğinin Değişmesi” ve Ek Savunma Hakkı:
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 226. maddesinin 4. fıkrasına eklenen; sanığın işlediği iddia edilen suçun hukuki niteliğinin yargılama sırasında değişmesi hâlinde, sanığın dosyada var olan son adresine ulaşılamaması veya duruşmaya gelmemesi durumunda “…müdafie yapılan bildirimler yeterli kabul edilir.” şeklindeki kuraldır.
- Bir ceza yargılamasında hakkaniyete uygun bir karar verilebilmesi için, suç isnadı altındaki kişiye “isnadı öğrenme” ve “bizzat savunma yapma” hakkı tanınması zorunludur. İddia makamı veya mahkeme yargılama sırasında suçun niteliğini değiştirdiğinde (örneğin “yaralama” suçlamasıyla açılan davanın “kasten öldürmeye teşebbüse” dönüşmesi gibi), sanığın bu yeni duruma karşı savunma hazırlayabilmesi adil yargılanma hakkının en temel gereğidir.
- AYM, davaların hızla bitirilmesinin meşru bir amaç olduğunu kabul etse de; sanığın değişen isnadı bizzat öğrenme, duruşmada hazır bulunma ve bizzat savunma hakkından kendi iradesiyle açıkça feragat edip etmediği değerlendirilmeden, sadece avukatına yapılan bir bildirimle davanın mahkûmiyet dâhil her türlü kararla bitirilebilmesini “orantısız” ve “ölçüsüz” bir müdahale olarak nitelendirmiştir.
3. İptal Talebi Reddedilen Diğer Düzenlemeler: AYM aynı dosya kapsamında; kamu kurumlarında çalışan memurların ücretsiz izinli sayılarak avukatlık stajı yapabilmelerine ilişkin düzenlemeyi, Bölge Adliye Mahkemelerine HSK tarafından birden fazla Cumhuriyet başsavcıvekili atanabilmesini ve ceza infaz kurumlarındaki mahkûmların eğitim haklarının kurum disiplin ve güvenliği ölçütleriyle sınırlandırılmasını Anayasa’ya uygun bularak bu maddelere yönelik iptal taleplerini reddetmiştir.
4. Yürürlük Tarihi: Her iki iptal hükmünün derhal yürürlüğe girmesi hâlinde doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edeceği değerlendirildiğinden, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanmasından (16 Temmuz 2026) başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir.
Genç Avukatlık Bürosu Olarak Değerlendirmemiz:
Ceza davalarının seyrini ve sanık haklarını doğrudan etkileyen CMK m. 226/4 iptali, kritik bir güvence sağlamıştır. Uygulamada mahkemeler, iddianamedeki suç vasfı değiştiğinde sanığa ulaşamazlarsa sadece duruşmadaki avukata (müdafiye) ek savunma hakkı vererek hızla mahkûmiyet kararı kurabilmekteydi. Anayasa Mahkemesi’nin bu tarihi kararı, sanığın haberi dahi olmadan, gıyabında değişen suçlamalarla cezalandırılmasının önüne kesin bir set çekmiştir. Dokuz aylık geçiş sürecinde ve sonrasında yürütülen ağır ceza ve asliye ceza yargılamalarında; mahkemenin suç vasfını değiştirdiği durumlarda sanığa yeniden bizzat savunma hakkı kullandırılmadan eksik usulle verilen mahkûmiyet kararlarına karşı, bu AYM kararına dayanılarak İstinaf ve Yargıtay nezdinde çok güçlü itirazlar yapılabilecektir.
Öte yandan noterlerin tatil mesaisini düzenleyen kuralın da iptal edilmesiyle birlikte, TBMM tarafından 9 ay içerisinde kanuni sınırları ve dinlenme hakkını güvenceye alan yeni bir yasa çıkarılmazsa, hafta sonu “nöbetçi noterlik” uygulamasının hukuki dayanağı ortadan kalkma riskiyle karşı karşıya kalacaktır. Ceza yargılamalarındaki savunma haklarınızın ihlal edilmemesi ve dosyalarınızın takibi için büromuzun uzman ceza hukuku departmanıyla her zaman iletişime geçebilirsiniz.

