Yargıtay’dan Tarihi İçtihadı Birleştirme Kararı: Dava Dilekçesinde Unutulan Talep “Kısmi Islah” Yoluyla Davaya Eklenemez

30 Haziran 2026 tarihli ve 33296 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 2021/8 Esas ve 2026/1 Karar sayılı emsal niteliğindeki kararı ile hukuk davalarındaki en büyük usul tartışmalarından biri kesin olarak son bulmuştur. Yüksek Mahkeme, dava dilekçesinde başlangıçta yer almayan bir talebin (alacak kaleminin), sonradan “kısmi ıslah” kurumu kullanılarak mevcut davaya dâhil edilemeyeceğine hükmetmiştir. Bu tarihi karar, dava açılırken dilekçelerin eksiksiz hazırlanmasının hayati önemini bir kez daha ortaya koymuştur.

  • Bugüne kadar özellikle işçi-işveren uyuşmazlıklarında (kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti gibi birden çok alacak kalemi içeren davalarda), davacı taraf dava dilekçesinde bazı alacak kalemlerini unutabilmekteydi. Yargıtay 9. ve (kapatılan) 22. Hukuk Daireleri gibi iş hukuku alanında görev yapan daireler, usul ekonomisi ve işçinin korunması ilkelerinden yola çıkarak, unutulan bu alacak kalemlerinin sonradan bilirkişi raporu aşamasında “ıslah dilekçesi” verilerek ve harcı yatırılarak mevcut davaya eklenmesine onay vermekteydi. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve diğer birçok hukuk dairesi (örneğin 1., 2., 3., 11. Hukuk Daireleri), yeni bir talebin ancak yepyeni bir dava (ek dava) açılarak ileri sürülebileceğini, ıslahla davaya yeni talep eklenmesinin kanuna aykırı olduğunu savunmaktaydı. Bu derin görüş ayrılığını gidermek üzere İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu toplanmıştır.
  • Kararda, HMK’nın 176. maddesinde düzenlenen “ıslah” kurumunun, tarafların usul işlemlerinde yaptıkları hataları düzeltmesine imkân tanıyan bir araç olduğu vurgulanmıştır. Davacının, dilekçesinde halihazırda var olan (talep ettiği) bir alacağın miktarını artırması veya dayandığı hukuki sebebi değiştirmesi ıslah ile mümkündür. Ancak dava dilekçesinde hiç bulunmayan, yepyeni bir talebin (yeni bir alacak kaleminin) ıslah yoluyla davaya sokulması, ıslahın amacını aşarak onu adeta “yeni bir dava açma” kurumuna dönüştürmektedir. Kanun, ıslah kurumuna yeni bir dava açmanın hukuki sonuçlarını doğuracak şekilde bir işlev yüklememiştir.
  • Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun getirdiği sistemde, dilekçeler aşamasından sonra yapılan “ön inceleme” duruşması yargılamanın belkemiğini oluşturur. Mahkeme bu aşamada uyuşmazlık konularını tam olarak belirler ve tahkikat (delil toplama) aşamasına geçmeden önce yargılamanın sınırlarını çizer. Yargıtay Büyük Genel Kurulu; sonradan ıslahla yeni bir talebin dosyaya girmesinin, ön inceleme ile çizilen sınırları dışarıdan deleceğini, sistemi işlevsiz hâle getireceğini ve yargılamanın öngörülebilirliğini zedeleyeceğini açıkça ifade etmiştir.
  • Davanın ilerleyen aşamalarında, örneğin bilirkişi raporu alındıktan sonra davaya yeni bir talep eklenmesi, davalı tarafı hiç beklemediği bir sürprizle karşı karşıya bırakır. Kararda, bu durumun davalının savunma hazırlığını ve stratejisini çökerteceği belirtilmiştir. Davacının unuttuğu bir talebi ıslahla eklemesi, davalıya karşı orantısız bir avantaj yaratacağından, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan “adil yargılanma hakkı” ve bu hakkın en temel unsurlarından olan “silahların eşitliği” ile “hukuki dinlenilme” ilkelerinin açık bir ihlali olarak kabul edilmiştir.
  • Tüm bu gerekçeler ışığında Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 8 Mayıs 2026 tarihli oturumunda oy çokluğu ile; “hukuk yargılamasında dava dilekçesinde yer almayan bir talebin kısmen ıslah yoluyla davaya dâhil edilemeyeceğine” içtihadı birleştirme yoluyla kesin olarak karar vermiştir. İçtihadı birleştirme kararları Resmi Gazete’de yayımlandığı andan itibaren ilk derece mahkemeleri, istinaf daireleri ve Yargıtay daireleri için bağlayıcıdır.

Genç Avukatlık Bürosu Olarak Değerlendirmemiz:

Uzun süredir mahkemeler ve Yargıtay daireleri arasında ciddi farklılıklara sebep olan bu karmaşa, Yargıtay’ın en üst merci olan İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu tarafından neticelendirilmiştir. Bu tarihi karar, dava hazırlık sürecinin, hukuki nitelemenin ve dilekçe yazımının ne kadar kritik ve profesyonellik gerektiren bir iş olduğunu somut biçimde göstermektedir.

Artık müvekkillerimizin uyuşmazlıklarında (özellikle çok sayıda alacak kaleminin bulunduğu işçi alacakları, inşaat sözleşmeleri veya tazminat davalarında) herhangi bir alacak kaleminin dava dilekçesinde unutulması, yargılama sırasında basit bir “ıslah dilekçesi” verilerek telafi edilemeyecektir. Dava dilekçesinde unutulan veya sonradan talep edilmesine karar verilen yeni bir alacak kalemi için yapılması gereken usule uygun tek hukuki yol; yeni ve ayrı bir dava açmak (ek dava) ve aralarındaki hukuki bağlantı nedeniyle bu yeni davanın mevcut dava ile “birleştirilmesini” talep etmektir. Yeni dava açılması ise doğal olarak yeniden harç ödenmesi, arabuluculuk şartı varsa baştan yerine getirilmesi ve zamanaşımı sürelerinin yeniden hesaplanması gibi hukuki riskleri beraberinde getirecektir. Hak kayıplarının önüne geçmek, fuzuli yargılama giderleri ve zamanaşımı itirazlarıyla karşılaşmamak adına, davalarınızın sürecin en başından itibaren büromuzun uzman avukat kadrosuyla, titiz bir strateji kurgulanarak açılmasını önemle tavsiye ederiz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir