2 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2025/269 Esas ve 2026/72 Karar sayılı Anayasa Mahkemesi (AYM) kararı ile, Gümrük Kanunu kapsamında idareye “ikincil düzenlemelere” (yönetmelik, tebliğ, genelge vb.) aykırılık gerekçesiyle usulsüzlük cezası kesme yetkisi veren kanun hükmü iptal edilmiştir. Yüksek Mahkeme, hangi eylemlerin cezalandırılacağının kanunla açık ve net bir şekilde belirlenmeden idarenin takdirine bırakılmasını, Anayasa’daki “suçta ve cezada kanunilik” ile hukuk devletinin “belirlilik” ilkelerine aykırı bulmuştur.
Kararın Detayları ve AYM’nin İptal Gerekçeleri:
- İptal Edilen Hüküm: 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 241. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…ikincil düzenlemelerle getirilen hükümlere aykırı hareket…” ibaresi ile, bu cümlenin iptali sebebiyle uygulanma imkânı kalmayan “…ve bu Kanunda tanınan yetkilere dayanılarak çıkarılan…” ibaresidir. Bu madde uyarınca, kanunda ayrı bir ceza belirtilmese bile, idarenin çıkardığı ikincil düzenlemelere aykırı hareket edenlere maktu bir usulsüzlük cezası uygulanmaktaydı.
- İtirazın Temeli: Hatay 1. Vergi Mahkemesi tarafından yapılan itiraz başvurusunda; usulsüzlük cezasını gerektiren eylemlerin kanunda net olarak sayılmadığı, idarenin çıkaracağı yönetmelik, tebliğ veya genelgelerle hangi eylemlerin suç sayılacağının belirsiz olduğu ve bu durumun hukuk devleti ilkesini zedelediği ileri sürülmüştür.
- Anayasa Mahkemesinin “Kanunilik” Vurgusu:
- Anayasa’nın 38. maddesindeki “suçta ve cezada kanunilik” ilkesi, yalnızca hapis cezası gerektiren adli suçlar için değil, idari yaptırımlar ve usulsüzlük cezaları için de geçerlidir.
- İptale konu kural, hangi fiillerin yaptırıma tabi olacağının belirlenmesini kanunla çizmek yerine, tamamen idarenin (Bakanlık ve Gümrük idarelerinin) takdirine bırakmıştır.
- “Belirlilik ve Öngörülebilirlik” İlkesinin İhlali: Kararın en çarpıcı noktası, “ikincil düzenlemeler” kavramının genişliğine yapılan vurgudur. Yüksek Mahkeme, bu kavramın sadece Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelikleri değil, idarenin yayımladığı tebliğ, genelge ve benzeri alt düzenleyici işlemleri de kapsadığını belirtmiştir. Bu tür işlemlerin tamamının Resmî Gazete’de yayımlanması veya ilgililere duyurulması zorunluluğu bulunmadığından, vatandaşların ve şirketlerin hangi fiilin yasaklandığını önceden bilmesi ve davranışlarını buna göre yönlendirmesi (öngörülebilirlik) mümkün değildir.
- Sonuç: AYM, yaptırıma bağlanan fiillerin kanunla yeterli açıklık ve kesinlikte belirlenmemesinin bireylerin temel güvencelerini zedelediğini belirterek söz konusu ibareleri Anayasa’nın 2. ve 38. maddelerine aykırı bulmuş ve oybirliğiyle iptal etmiştir.
Genç Avukatlık Bürosu Olarak Değerlendirmemiz:
Bu son derece kritik iptal kararı, dış ticaret, lojistik ve gümrük müşavirliği alanında faaliyet gösteren müvekkillerimiz için büyük bir hukuki güvenlik kalkanı oluşturmaktadır. Bugüne kadar Gümrük idareleri, Kanun’da fiilin karşılığı olan açık bir ceza maddesi bulunmamasına rağmen, kendi iç işleyişleri için çıkardıkları yayımlanmamış bir genelgeye veya talimata dayalı olarak dahi şirketlere kolaylıkla “usulsüzlük cezaları” kesebilmekteydi.
Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı ile; kanuni bir temeli olmayan, sırf “idarenin alt düzenlemelerine” dayanılarak kesilen idari cezaların hukuki dayanağı çökmüştür. İthalat ve ihracat operasyonlarınızda gümrük idareleri tarafından “ikincil düzenlemelere muhalefet” gerekçesiyle kesilen haksız usulsüzlük cezalarının iptali, mevcut itiraz süreçlerinizin bu yeni karar ışığında güncellenmesi ve Vergi/Gümrük Mahkemelerindeki idari davalarınızın yönetimi konusunda büromuzun uzman departmanından derhal profesyonel hukuki destek almanızı tavsiye ederiz.

